
Neden banyo ısıtıcılarını “işkence odasına” sokuyoruz? Dürüst olalım: Banyolar, elektronik cihazlar için tam bir kabus. Her yerde buhar var, su damlaları düzenli olarak etrafa saçılıyor ve sıcaklık yaklaşık beş dakika içinde donma derecesinden saunaya yakın yüksek seviyelere çıkabiliyor. Eğer contaların yapısı biraz bozulursa veya kaplamada mikroskobik çatlaklar oluşursa, cihaz kullanılamaz hale gelir. Birkaç hafta içinde kısa devre yapar veya paslanmaya başlar. Bunu daha önce de gördük. İşte bu yüzden ısıtıcılarımızın çalışmasını sadece ummak yerine, onların evinize ulaşmadan önce arızalanmaması için elimizden geleni yapıyoruz. IP65 sertifikasının gerçekliği Kutuda “IP65” ibaresini görürsünüz; bu da cihazın tozu dışarıda tuttuğu ve hafif su püskürtmelerine dayanabildiği anlamına gelir. Kulağa basit geliyor, değil mi? Ancak gerçekte her şey contaların ve kabloların cihaza nasıl bağlandığına bağlıdır. Isıtıcılarımızı günlerca yüksek sıcaklık ve nemli ortamlarda kullanıyoruz. Bu durum, cihazın gövdesinin sürekli genleşip büzülmesine neden olur. Eğer en küçük bir delik bile olsa, nem içeri sızar. Su, iç kısımlardaki kablolara veya lamba terminallerine ulaştığında işler kötüye gider. Oksidasyon meydana gelir ve ısıtıcı kullanılamaz hale gelir. Neden ürünleri “yaşlandırıyoruz”? Bir ısıtıcıyı temiz bir laboratuvarda on dakika boyunca çalıştırmak bize hiçbir şey söylemez. Bu çok kolay bir testtir. Bunun yerine, gerçek kullanım koşullarını birkaç gün içinde simüle etmek için yaşlandırma odaları kullanıyoruz. Amacımız, yalıtımı sağlanması gereken yüzeylerde nemin nasıl hareket ettiğini görmektir. Ayrıca plastiklerin durumunu da kontrol ediyoruz. Eğer sıcaklık ve nem, cihazın gövdesinin milimetrik bir şekilde bile bükülmesine neden olursa, IP65 sertifikası geçersiz olur. Isı ile su arasındaki denge İşin zor kısmı budur. Bir ısıtıcıyı sadece plastik bir kutuya koyup işi bitirmek mümkün değildir. Eğer cihaz çok iyi mühürlenirse, ısı içerde birikir ve bileşenler yanar. Bu, sürekli bir denge meselesidir. Cihazın nefes alabilmesini sağlayacak ancak suyun içeri girmesini engelleyecek havalandırma sistemleri tasarlamamız gerekiyor. Bu oldukça hassas bir denge gerektirir. Yaşlandırma sürecinde bunu kontrol ediyoruz. Eğer lamba titriyorsa veya cihazın rengi biraz bile değişiyorsa, tasarımı reddedip tekrar baştan başlıyoruz. Bu oldukça fazla iş demektir, ancak böylece ürünü aldıktan üç ay sonra kullanılamaz hale gelmemiş olduğundan emin olabiliriz.